[tbs-all: 186] Radikal 24 kasim - Serdar Kuzuluoglu

---------

New Message Reply About this list Date view Thread view Subject view Author view Attachment view

From: Mustafa Akgul (akgul@Bilkent.EDU.TR)
Date: Wed 26 Nov 2003 - 02:10:17 EET


24 kasim pazartesi Radikal'de Sanal Alem sayfasinda Sayın
Serdar Kuzuluoglu'nun yazisini dikkatinize sunuyorum.

Saygilarimla

Mustafa Akgul
%%%%%%%%%
Haberin adresi:
http://www.radikal.com.tr/ek_haber.php?ek=sa&haberno=1383&tarih=25/11/2003 Sanal Alem

 Vatandaşını unutan bilişim sektörü

 25/11/2003

 M. Serdar Kuzuloğlu - mserdark@radikal.com.tr

 Geçen haftaki yazımda bir bilgisayar kampanyasından
 bahsetmiştim. Sanırım şu ana kadar en çok mektup
 aldığım yazılarımdan birisi oldu. Ancak
 ilginçtir, kampanyayı düzenleyen firmalar da dahil
 olmak üzere bilişim sektörünün hiçbir 'efesi'
 bir satır, bir ses etmedi. Sürpiz mi oldu? Elbette
 hayır!

 Bu köşeden yaklaşık bir yıldır, Technology
 Channel ekranındaki Technosohbet

 programında da haftalardır soruyorum (aslında
 sorguluyoruz): Türkiye'deki bilişim sektörü
 temsilcileri topumuzu aldatıyor olabilir mi? Dünyanın
 en büyük işlemci üreticisi ülkenin en
 büyük yerel bilgisayar markalarından biriyle bir olup
 bilgisayarlaşma oranına katkıda bulunmak için bir
 kampanya yapıp 5 (yazıyla beş) bilgisayar
 verebliyorsa, TÜBİSAD adıyla bilinen Türkiye
 Bilişim Hizmetleri Derneği'nin yönetim kurulunun
 çoğunluğu yabancı (Onlar da Amerikan.
 Uluslararası diyemiyorum bile) bilişim şirketlerinden
 oluşuyorsa aklıma ister istemez bunlar geliyor. Sizin
 gelmiyor mu?

 Bana ne gerek sütlü börek

 Bilişim odaklı sivil toplum kuruluşlarının
 yaptıklarını burada uzun uzun anlatmak isterdim, orada
 da tökezliyor elim kolum. Bilgisayar okur
 yazarlığını geliştirme adı altındaki
 girişimler ücretsiz Microsoft kursuna dönüyor.
 Kimileri öte yanda kuraldı, kanundu, düzenlemeydi
 kaptırmış gidiyor. Şu anda derdi bilişim olan
 sivil toplum kuruluşlarının bu ülkeye ait
 bütün hayalleri gerçekleşse biz sıradan
 vatandaşların eline ne geçecek biliyor musunuz?
 HİÇ! Olacakları şöyle sıralayabiliriz:
 Microsoft, Oracle, IBM, Sun, Cisco, HP gibi satırlarca
 uzatabileceğim bir sürü yabancı şirket devletten
 kazandığı ihaleler sayesinde iyice palazlanacak;
 Koç Sistem, Meteksan gibi onların 'Türkiye
 adaptörü' birkaç firma da bundan üç otuz
 nasiplenecek (kimileri onlara entegratör diyor, bence bir
 adaptörden öte değiller). Sonra bilgisayar
 sahipliği oranı yüzde 10 bile olmayan biz Türkiye
 vatandaşları 'çok süper bilgisayar altyapısı
 olan bir devletimiz var' diye eşe dosta anlatıp
 böbürleneceğiz. E-devlet ve E-Türkiye
 çalışmalarının şu anki rotasının sonucu
 bu işte.

 Uzakdoğu'da, Amerika'da, Yeni Zelanda'da, Avrupa'da
 devletlerin bilgi teknolojilerine yönelik
 çalışmaları hep öncelikli olarak vatandaş
 odaklı planlanırken, bizde hep 'ihale odaklı' gidiyor.
 Bugün Türkiye'de farkında olmasak da yüz
 milyonlarca dolarlık bilişim yatırımı
 yapıldı kamu alanında. Sizin hayatınız kaç
 milyon dolarlık değişti? Oysa o yatırımlar bizim
 vergilerinizden kesildi ve ulvi amaçlara hizmet edeceği
 söylendi.

 Taş kalmasın eteklerimizde

 Bu ülkede interneti geçtim, bilgisayarlaşma bile
 bütün gelişmiş (ve birçok gelişmekte olan)
 ülkenin gerisinde kalmış; bırakın
 şahısları, kurumlar bile bilgisayardan bihaber 21.
 yüzyılda iş yapmaya çalışıyor. Ama bu koca
 bilişim organizasyonları aman devlette iki ihale daha
 götürelim, hadi şu okula da şöyle bir sistem
 yerleştirelim, hadi şu kamu kuruluşuna şöyle bir
 donanım satalım telaşında yorulmadan
 çabalayıp duruyor.

 Yakında ikincisi için çalışılmaya
 başlanacağını sandığım Bilişim
 Şurası da dahil olmak üzere yıllardır bu
 bilişim şirketleri ve STK'ların vatandaş
 hakkında bir şey dediklerini ve yaptıklarını
 duymadım. Microsoft'un yeni Windows veya Office
 çıkarttığında Anadolu'yu dolaşıp
 yaptığı tanıtımları saymazsak birçok firma
 daha mal satmaya çalıştığı Anadolu'yu
 görmedi bile.

 Bugün bu uluslararası bilişim firmalarının Genel
 Müdürlerinin içinden kaç tanesi Türkiye'nin 20
 ilini gezmiştir dersiniz? Bir araştırsalar keşke.

 Maslak'ta, Levent'te geçen hayatlar, yılda bir iki
 konferans ve röportajda da beylik birkaç cümle. Oh!
 Türkiye'de bilgi teknolojilerini takip etmek, temsil etmek
 bu kadar basit işte.

 Tüm yollar Roma'ya çıkmaz

 Etrafınızda bilişim havarisi gibi dolaşan insan,
 kurum ve kuruluşların yüzlerindeki maske o kadar
 ağırlaştı ki, artık kendileri bile
 taşımakta zorlanıyor. Oysa benim aklımda hala
 gezdiğim okullardaki çocukların sözlerinde,
 aldığım e-postaların satırlarında,
 konuştuğum insanların dillerindeki masum istekler var.
 Onların derdi trafik borçlarını internetten
 öğrenmek değil.

 Zaten birçoğunun vergiyle uğraştıracak
 arabası, şirketi, falanı filanı da yok. O yüzden
 bu insanların gözünde de onlar yok zaten.

 Bu akort giderek benim bu köşedeki varlığımı
 tehdit eder duruma geldi. Puslu mağarama dönüyor,
 günümü bekliyorum. Hiçbir şeyi unutmuyorum,
 görmemezlikten gelmiyorum. Vaktimi bekliyor, zehrimi
 biriktiriyorum...
  


New Message Reply About this list Date view Thread view Subject view Author view Attachment view

---------

Bu arsiv hypermail 2.1.2 tarafindan uretilmistir.